Perşembe, Mart 23, 2006

Newroz? Nevruz?

Sene 1991. Sivas. Organizasyon yapılmış. 21 Mart Newroz bayramı kutlanacak. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Sivas'ta gerçekleştirilen ilk yasal Newroz etkinliği olacak. Yağmurlu bir havada -babamın gözünden-çoluk çocuk ailecek düştük yollara. İstikamet, Cumhuriyet Üniversitesi spor salonu. Gidişi tam hatırlamıyorum ama varış anı bir fotoğraf gibi gözümün önünde. Ortamda cayır cayır elektrik, gerilim hat safhada. İlk defa bir panzeri dibinden görme tecrübesini o zaman edindim ( Bu tecrübe daha ileriki yaşlarımda kendisiyle farklı pozisyonlar denememi sağladı). Her ne kadar bir ortaokul bebesi olsam da ortamın gerilimi bende de bir gerginliğe neden olmuştu. Kendimi o anda sanki 20'li yaşlarında militan bir delikanlı gibi hissetmeye başlamıştım. Ortamda yoğun bir psikolojik savaş vardı. Kolluklar, tereddütsüz kullanmaya hazır olduklarını belli edercesine sarılmışlar tüfeklere. Kapıda kontrol noktasında bildik üst araması. 20'li yaşlarda militan delikanlı hissiyatıyla yaklaştım polise, açtım ellerimi iki yana. Polisin şoku üstünden atması bir kaç saniye sürdü. Elinin tersiyle -geç allahın cezası-der gibi geçmemi işaret etti. Ne yalan söyleyeyim çok bozulmuştum.

Aynı şaşkınlık ablamların geçtiği arama noktasında da yaşanmış. Diyalog şöyle gelişmiş:

-Ne arıyorsunuz siz burda?

-Newroz kutlamaya geldik

-Kim getirdi sizi buraya?

-Babam

-Kim sizin babanız?

- .....

-haaa... geç! geç!

O koşula göre, o ortama göre muhteşem organize edilmiş, gayet renkli bir Newroz etkinliği seyrettim. Zaten ilk defa bir newroz kutlamasına şahitlik etmekteydim. Demirci Kawa efsanesini ilk defa ordaki tiyatro vesilesiyle öğrendim.Kürtlerin bir ulusal marşı olduğunu da ilk orda duyarak tecrübe ettim.Etkinlik bitmeden beni eve yollamalarına sinirlenmiiştim ama vardı bir endişeleri sanırım.

Bu da benim böyle bir hikayemdir.

Gelelim bugüne. Geçtiğmiz 21 mart -ve ondan önceki belli bir 21 martlar süreci- ekranlarda benim hafızamdaki newroza hiç benzemeyen, adı newroz olmayan bazı etkinliklere şahit oldum. Bilgi eksikliğinden kaynaklı olabilir bağışlayın, daha önceleri de böyle bir gelenek var mıydı bilmiyorum ama son dönemde türkiye ve türki cumhuriyetlerde her 21 martta nevruz adında bir bahar bayramı kutlandığını görmeye başladım.Ateş yakıp üstünden atlama, halay çekme gibi ritüeller newrozla benzerlik gösteriyor. Ama çeşitli renklerde boyanmış yumurtaların birbirine tokuşturulması sanırım sadece nevruza özgü bir gelenek. Emniyet müdürüyle birlikte bir komutanın elele ateş üstünden atlamasını da ağzım açık izledim. Anılarımdaki görüntülerle birleşen bu görüntüler kafamı fena halde karıştırdı. Biz newroz kutlarken dibimizde tüfek sıvazlayanların başları şimdi 21 Mart'ta halay çekip ateş üstünden atlıyordu.Ama aradaki farkı her fırsatta üstüne basa basa belirtiyorlar: NEVRUZ. Dubluvesiz, "o" yerine de "u".
Nevruz belki de hakkaten her 21 Mart'ta Orta Asya'da ezelden beri kutlanan, kültür etkileşimi vasıtasıyla newrozla benzerlik gösteren bir bahar bayramı. T.C. de yıllardan beri süregelen kürt-türk savaşı vesilesiyle stratejik bir adım atarak newroza alternatif nevruzu sahiplenmiş ve onu kutlamaya başlamış olabilir. Mümkündür.

Bir başka ihtimal de yıllarca savaştıkları, varlığını inkar ettikleri* kürtlerin, newroz adıyla kutladıkları ve bir türlü kırılamayan bir direnç noktasına dönüşmüş olan bu argümanı alıp, ismini benzer biçimde farklılaştırıp, bir de türki cumhuriyetlere yayıp,(tokuşturulan renkli yumurtaları da unutmayalım) bunun kürt ulusuna özgü bir gelenek olmadığı, bir çok yerde bunun varolduğu,yani kürtlerin böyle bahardı, bayramdı, yeniden doğuşun simgesiydi gibi kültürel ögelerinin olmadığını, bunun zaten dostlarımızın da kutladığı bir bahar bayramı olduğunu biz türk halkına yutturmak. Ben yuttum mu? Hayır! Yutan var mı? Gırla.

Acaba nedir?

* Genel kurmayın vakt-i zamanında çıkarttığı bir broşürde, aslında kürt diye bir ulusun olmadığı, kürt kelimesinin, misak-ı milli sınırları içindeki doğu ve güneydoğu anadolu bölgesinde kışın karda yürürken çıkan kart-kurt sesinden ortaya çıkan bir şey olduğu yazılıymış. Bravo!

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Ne güzel yazmışın sinanım...

l'o'ker