genelkurmay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
genelkurmay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Ağustos 29, 2008

bu ismi izleyin

eski ege ordusu, şimdiki kara kuvvetleri komutanı, müstakbel genelkurmay başkanı ışık koşaner'in iki gün önce yaptığı özgürlük ve güvenlik arasındaki terazinin güvenlik kefesine ağırlık konması çağrısı ve alt kimlik ve kültürel çeşitlilik söylemlerinin devlete zarar verdiği belirlemesini yanyana koyunca aklınıza hangi ideoloji geliyorsa, kendisinin o ideolojinin hakkını muhtelif görevlerinde verdiğinden hiç şüphem yok. önceki yazılarımdan birinde yazmıştım, buyrun kendisinin şeceresini dikkatle inceleyin.

neyse ki, basın bu ülkede eskisi kadar şakşakçı ve pısırık değil. koşaner aynı konuşmayı on yıl önce yapmış olsaydı, muhterem basınımızın hürmetli mensupları ayaklarını öpmek için sıraya dizilirlerdi. şimdi hem basın, hem de sivil toplum daha cesur tepkiler verebiliyor.

ege ordusu misyonerlere dönük istihbarat raporlarını hazırlar ve misyoner cinayetlerinin önünü açarken, o ordu'nun komutanının kim olduğunu anımsatmaya gerek yoktur sanırım. önceki yazımda yazdığım gibi, parçaları bir araya getirmek, kimin hangi ideolojiyi benimsediğini göstermeye yetiyor.

Pazartesi, Mayıs 05, 2008

her gün hakaret

dört yıl önce, 6 mayıs'ta, katil asker mustafa muğlalı'nın adı, van'ın özalp ilçesindeki kışlaya verilince, bunu yapabilmek için kürtler'den ne kadar nefret edilebileceğini düşünmüştüm. düşünsenize, özalp ilçesi tam da muğlalı katliamı'nın gerçekleştiği yer; orada yaşayan insanlar, 65 yıl önce askerler tarafından sorgusuz sualsiz kurşuna dizilen insanların akrabaları. bir sabah kalkıyorsunuz ve babanızın, dedenizin katilinin adını karşıdaki kışlanın girişinde görüyorsunuz.


muğlalı katliamı, aynı zamanda, türkiye'de yargısız infaz geleneğinin ne denli kurumsal olduğunu, ülkenin kolluk güçlerinin 'yargısızlığı' kafalarında ne denli normalleştirdiklerini gösteren bir olgu. ayrıca, türk ordusu'nun bir kurumsal belleğinin olduğunu ve bu belleğin kin tuttuğunun da göstergesi. altmış yıl bekliyorsunuz, bir iç savaşın sürmekte olduğu, "bölge insanlarını kazanmaktan" söz edilen bir zamanda, o insanlara her gün hakaret etmeyi tercih ediyorsunuz. hoş, aynı ordunun yüzbaşısı zamanında köylülere bok yedirmişti, muğlalı da onun simgesel muadili olsa gerek.

tüm bunlardan bugünkü radikal gazetesinin manşeti dolayısıyla söz ediyorum. ahlaki duruşu falan es geçtim, hukuksal olarak bile cezası kesinleşmiş birinin adının bir kışlaya verilmesi, düpedüz suçu ve suçluyu övmek. milli savunma bakanlığı'nın savunması, bu övgünün üstüne tüy dikmiş: "işlem hukuka uygundur. merhum muğlalı, işlediği suçtan dolayı cezasını çekmiş ve olayın üzerinden 60 yıldan fazla bir zaman geçmiştir. merhumun cezasının veya kısıtlamalarının süresiz devam edeceğinin iddia edilmesi hiçbir hukuki ve demokratik değerle bağdaştırılamaz"

aynı mantıkla yüz yıl sonra almanya'da adolf hitler bulvarı da yapılabilir. adamcağız intihar etti, daha ne istiyoruz, değil mi! hukuki ve demokratik hiçbir değerle asıl bağdaştırılamayacak olan, bu katilin adının bir kışlaya verilmiş olması.

ancak zaten asıl amaç, kürtler'e bir 'mesaj' vermek olunca, hukuk ve demokrasi çöpe atılıveriliyor. ondan sonra da kürtler'i dağdan indirecek olan 'ekonomik paketlerden', 'etkin pişmanlıktan' falan söz ediyoruz. bir toplumun şiirlere konu olmuş kolektif acısına saygı duymayı öğrenemedikten sonra, memleketin tüm bütçesini oraya akıtsanız da bir şey değişmez.