hürriyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hürriyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Mart 27, 2009

meğer uzaylıymışız

konda'nın hürriyet gazetesi için yaptığı araştırmanın özet sunumuna bakıyorum birkaç saattir. bu araştırmada gördüğüm, bu ülkenin ben olmayan her şey olduğu.

bir onay sorusu, "yabancılar ülkemizde toprak ve gayrımenkul satın alabilmeli". 'kesinlikle yanlış' ve 'yanlış' diyenlerin toplamı, yüzde 73. ama aynı kitle, "hakim, savcı, öğretmen, polis vs. olarak çalışan kadınlar başlarını örtebilir” yorumuna katılırken ansızın demokrat kesiliyor: 'doğru' ve 'kesinlikle doğru' diyenlerin toplamı, yüzde 52,9. ama asıl korkutucu olan, bir ucu siyasi alana dokunan sorular değil, kültürel alana dair olanlar. örneğin, "kadın çalışmak için eşinden izin almalıdır" yorumuna katılanların oranı, yüzde 68,7! son üç ayda kaç kitap okuduğu sorulanların yüzde 69,8'i, kitap okumadığını söylemiş.

ortaya çıkan resme baktığımda bana bu ülkeyi akp gibi bir partinin yönetmesi bile lütufmuş gibi geliyor. yabancı düşmanlığı, kadın düşmanlığı, cehalet, bağnazlık... acaba benim atalarım, bilmem kaç yıl önce bu topraklara ufo'dan mı düşmüşler? acaba ben hakikaten buralı olabilir miyim?

Çarşamba, Ağustos 01, 2007

tiksinmeye devam

iktidar olma hali dönüştürmez insanları. iktidar olabilme olasılığı dönüştürmeye başlar, çok zaman önce. tepeye yaklaşılan her adımda, bir zamanlar samimi bulmadığınız, yöntemlerinden nefret ettiğiniz, tiksindiğiniz insanlar gibi olduğunuzu fark edersiniz. erken fark eden çok az olsa gerekir; çünkü iktidara yaklaşıp da onun yılışık dilini benimsemeyen az kişi vardır.

zaman gazetesinin fethullah gülen'in mülayim gazetesi olarak yola çıktığı günden bugüne epey zaman geçti. şimdi, türkiye'nin en çok dağıtılan üç gazetesinden biri, ve iyi bir referans gazetesi olduğunu iddia ediyor. ancak popülerleştikçe, o imtina ettiği hürriyet gazetesinin dilini benimsiyor. kastım, 'laik' söylem değil, belaltı vurma potansiyeli.

birkaç gün önce nesin vakfı'nın şirince köyü'ndeki matematik enstitüsü'nün inşaatının kaçak olduğu için mühürlendiği haberleri gazetelere yansımıştı. , bunu kötü niyetten değil; ancak dalgınlıktan kaynaklı bir hareket olarak yorumlamış, bu yüzden de başlığını atmıştı. ali nesin de kesilen para cezasını ödeyeceklerini, mührün kaldırılması içni avukatının gerekli mercilere başvurduğunu söylemişti.

ama zaman gazetesinin acar taşra muhabiri, olayı takip etmeyi sürdürmüş ve eğitimin mühürlenen kampta devam ettiği sonucuna varmış. hepsi bir yana, özellikle fotoğrafaltına ve son cümleye dikkatinizi çekerim: "bu arada matematik için bir araya gelen öğrencilerin el arabalarıyla kampa taşıdıkları bira kutuları dikkat çekti." sanki oraya gelen öğrencilerin tek derdi, akşama kadar bira içip sızmakmış gibi. bu nasıl tiksinti verici bir dildir, bu ne menem bir linç arzusudur, benim dimağım almıyor. sanki muhabir, elinde olsa izmir'deki 'mütedeyyin' ahaliyi gaza getirip ellerine birer de kibrit tutuşturacak. öyle ya, izmir'in ne eksiği var sivas'tan!

ötekine tahammülsüzlük , hürriyet ile zaman'ı aslında aynı kılıyor. onlar, düşman kardeşler. ama yine de, ille de, 'aynı nesebin dölleri'.