faşizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
faşizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Mayıs 16, 2008

siyasal islam ve faşizm

nuh gönültaş, fethullahçılar'ın amiral gemisi zaman'ın mühim yazarlığından, görülen lüzum üzerine, fethullahçılar'ın daha liberal, bol yabancı oyunculu bugün gazetesine geçmişti. siyasi liberal yazılarına güzel güzel devam ederken, islamcı damarına basıldığında pavlov reflekslerinin nasıl çalıştığını dünkü yazısından okuyabilirsiniz.

iktidarın islamcılar'ı nasıl terbiyesiz, nasıl pervasız kıldığının örneği, bir de siyasal islam ile faşizm arasındaki çizginin inceliğinin kanıtı olarak tarihe düşülsün.

hamiş: sonra bir de şu yazıyı buldum. bakın aynı gün hangi gazetede çıkmış.

Pazartesi, Ekim 22, 2007

why do they always send the poor?*

şimdi 'milli duyguları hassas olanlar' el atmış; yurdum insanını 12 eylül'den sonra sokağa dökmeye en çok yaklaştıran eyleme. onların el atması doğaldır; çünkü susurluk kazası sonrasında başlayan bu eylem, genelkurmay'ın psikolojik harekat dairesinin başarılı yönlendirmesi, erbakan'ın klasik islamcılar'a özgü geleneksel aptallığı ile birleşince, temiz toplum hareketi bir anda anti doğruyol hareketine dönüşmüştü. sonrasında hükümet 28 şubat hareketi ile indirildi; ama hükümetin indirilmesi, hiçbir sorunun çözümüne katkı sağlamadı.

sorunların en büyüğü, hala kürt sorunu. daha dün rütbelilerimizin bok yedirdiği, götüne cop soktuğu, kardeşine tecavüz ettiği kürtler, ayaklanıyor diye önemsememiştik. önce ayaklandılar, sonra da gerilla hareketinden politik bir 'conglomerate'e evrildiler. ahtapot gibi kolları olan bir örgütün rantının tadını çıkaran bir elit sınıf türettiler.

sorun tam da bu. ezilen hep iki ulusun yoksunları. bir tarafta mehmetler'i askere gönderip kendi sınıfını koruyup kollayanlar -şu 114 kişinin içinde ailesinin geliri 3000 YTL'yi aşan birini bulun, dişimi kırayım-; öteki tarafta da kürtler'i dağlara yollayıp avrupa'dan gelen uyuşturucu parasının tadını çıkaranlar. ölen hep yoksul, hep yoksullar ölüyor. bir avuç üst orta sınıf insanı facebook'ta yasçılık oynarken, bilgisayardan anlamayanlar, dtp ofisi basıyor.

yiyorsa neden hep yoksulların öldüğünü sorun; ama yemiyor.

* system of a down'ın B.Y.O.B. adlı parçasından.

Salı, Ekim 02, 2007

ya sev ya terket

sloganı bile yabancılardan devşirme bir milliyetçilik bu. ancak 'iş görüyor'. tüm çirkinliğiyle. dün hrant dink davasında sanıkların getirildiği cezaevi minibüsünde sticker olabilecek kadar.

ancak sloganın popüler kültürde kendine yer bulabilmesi yetmez. o slogan, başka anlamlandırmalarla da olsa, kendine resmi ideolojinin bekçilerinin dilinde de yer buluyor. tıpkı duruşmadan bir gün önce genelkurmay başkanı'nın dtp'lileri hedef gösterdiği konuşmasında olduğu gibi. bu sefer gelişme var, allah için. büyükanıt, özgür gündem'in bombalanmasını, onlarca kürt aydınının ve siyasetçisinin güneydoğu'da faili meçhullere kurban gitmesini bir yöntem olarak benimsiyor mu? bunu sözlerinden değil, yakın bir gelecekte bu ülkede olup biteceklerden anlayacağız.

hrant dink cinayeti, bu haliyle bir 'milli cinayet'. herkesin tetiğe bastığı, geride kalanların ise neredeyse 'hani bana hani bana' dediği.

1930'lardaki almanya'dan pek bir farkımız kalmadı.

Perşembe, Temmuz 12, 2007

affedişin kırılma noktaları

unutma, affetmenin bir türü olduğunda, erdeme dönüşür. acı çektirilen, şiddete maruz bırakılan, kıyılan kitleler, affetme ve unutma hakkına sahip olurlar. bu hakkı kullanıp kullanmamak, onların tasarrufundadır. güney afrika örneğinde, apartheid rejimine yıllarca maruz bırakılanlar, kurulan gerçek ve uzlaşma komiteleri sayesinde kendilerini kurban konumuna getirenler ile yeniden 'tanışmış', onları affetmiştir. soykırımdan kurtula birçok israilli ise, nüremberg vb. mahkemelerin cezalandırma süreci bittikten yıllar sonra, nazi rejimi uygulayıcı ve işbirlikçilerini yakalayıp kendi ülkelerine, israil'e getirip orada yargılamışlar ve yarı resmi bir linç ortamında idam etmişlerdir. yirminci yüzyıl israiloğlulları'nın bu tutumu, onların aynı toprakları paylaştıkları filistinliler'e nasıl davranacakları konusunda ipuçlarını, görmesini bilene, zamanında sunmuştur.

türkiye'de ise affetmek mümkün değil; çünkü affetmesi gereken insanlar henüz affetme hakkını dahi elde edememiş durumda. şiddet uygulayan, kıran, kıyan iktidar, örneğin 12 eylül'den neredeyse otuz yıl sonra, “kendimi affettirmem” diyerek ortalıkta kurumlanıyor. 2 temmuz'un üzerinden geçen on dört yılda, şu andaki hükümet yetkililerinin tek dem vurdukları, olayın üzücülüğü, onların temsil ettiği çevrelerin daha sıklıkla dile getirdiği ise, klasik 'dış mihraklar' argümanı. hani, utanmasalar, anadolu'da görmek istemediğimiz hareketler diye formüle edecekler.

affetmek demişken, aklımdan geçiredurduğum varsayımsal bir durum var. pkk yarın bir açıklama yapıp dese ki, “tamam, biz silahları bırakıp teslim olacağız, cezamızı çektikten sonra da sivil siyasete atılacağız; ancak bunun için tek bir önkoşulumuz var. 1984'te diyarbakır cezaevi'nde yaşananlar için türk silahlı kuvvetleri'nin kamuoyundan ve özellikle kürt yurttaşlarından özü,r dilemesi ve bu konuda bir gerçek ve uzlaşma komisyonu kurması” yer mi? yemez. pkk kendi savaş rantından vazgeçmez; ancak türk ordusu da özür dilemesini bilmez. özür dilemesini bilseydi, altmış yılın ciltler tutan ihlal kayıtlarını ortaya birer birer dökmesi gerekirdi, ki bu da en az bir darbe kadar zaman alacak bir iş.

peki ne olacak? affetmesi gerekene bu hak tanınmaz, affedilmesi gereken de “affedilecek bir şey yapmadım” demeye devam ederse, uçurumun kıyısından dibine olan yol uzamaz mı?”

Salı, Mayıs 22, 2007

doğan ailesinden yardım ve yataklık

yardım faslını hürriyet gazetesi, o iğrenç haberiyle yaptı. hürriyet gazetesinin ne mal olduğunu biliyoruz zaten. ama biraz daha 'duyarlı' gazete görünümünde olan milliyet de bugünlerde yataklık faslına el atmış durumda. şöyle ki:

19 mayıs günü gazetenin online versiyonunda DTP'nin Hedefi Meclis'te Güçlü Grup başlıklı bir yazı çıktı. bu yazıya yapılan yorumlardan biri, şöyle idi:

"Kürt fasistleri partisi
barzaninin, talabaninin, aponun cocuklarısınız, teröristsiniz. . demokrasi sizin neyinize? size yasam hakkı bile tanınmamalı
[09:58 - zeplnus] "

ben de bunun üzerine milliyet'in okur temsilcisine şöyle bir e-posta gönderdim:

"Yorumun özellikle son cümlesi, hukuken suç teşkil etmektedir. Anlaşılan Milliyet'in yorumlarda kullandığı bir "moderation" mekanizması yoktur, ya da bu durumda, ya gözden kaçmış, ya da anlaşılmaz bir hoşgörü uygulanmıştır.

Her koşulda, aşırı milliyetçi web sitelerinde, Hrant Dink'in ya da Hıristiyan misyonerlerinin öldürülmesinin az çok benzer bir tonda 'kutlandığını' anımsatır, Milliyet web sitesinin moderatörlerini duyarlı olmaya çağırırım.

Son olarak, Avrupa'daki gazetelerin web sitelerinde, bu tür nefret mesajları gönderen kullanıcılara uygulanan yaptırımların benzerinin bu örnekte uygulanmasını rica ederim."

doğruyu söylemek gerekirse, uyarımın dikkate alınıp mesajın silinmesini bekliyordum. ama yine de aynı yorum köşesine, yorumun yazarı olacak herife, bu yazdığının suç olduğunu ve cezai kovuşturmayı hak ettiğini belirten bir mesaj yazdım. mesajım yayınlanmadı bile.

ama bu arada, o mesaj yerinde dururken, başka bir mesaj yayımlanmış:

"[10:48 - leee_35] Bunları
bunları ve bunlar gibileri ipe takıp sallandırmak gerek"

anlaşılan milliyet gazetesinin moderatörleri de, bugünlerde asıp sallandırmalı, boğaz kesmeli, arkadan vurmalı 'milliyet'çiliğin prim yaptığına kanaat getirmiş olmalılar.

tabii, hiç şüphe yok, örneğin patrik bartholomeos bir suikaste kurban giderse, 'hain saldırı' manşetleri gelecektir. ama 'yataklık' baki kalacak.